+90 224 245 4545 GSM: 0505 319 92 47

Sosyal Medyada Biz}

TARİH

TARİH

Tarih Dersine Nasıl Çalışmalıyız?

Sevgili Arkadaşlar,

Tarih, geçmişte yaşanmış olayları, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde inceleyerek, bugüne ışık tutan bir bilim dalıdır. Tarih Dersi’nin asıl amacı, bugünü düne bağlamak, geçmişle günümüzü irtibatlandırmak ve böylece günümüz olaylarını geçmiş olayların ışığı altında yeniden yorumlamaktır. Bu niteliği ve işlevi ile Tarih, geçmişteki önemli olayları o günün koşulları içerisinde değerlendirir, bununla birlikte yaptığı çıkarımlarla güncel olayları inceleyen diğer bilim dallarına da yol gösterir.

Ancak şu var ki; bu dersin içeriğindeki konular deney ve gözlemden uzak olduğu için, daha çok bulgu ve belgelere dayanılarak araştırmalar yapmak, yorumlamalarda bulunmak ve olayları kronolojik olarak ele alarak, daha çok neden–sonuç ilişkilerine odaklanmak söz konusudur. Dolaysıyla bu içerik ile karakterize olan Tarih Dersi’nin sorularını da tipolojik (şekil ve kalıp) ve tematik (içerik, muhtevâ) olarak aşağıdaki özgünlükleri taşır:

Tarih Dersine Ait Soruların Özellikleri

Cevapları, çoğu kez paragraf sorularının cevabı gibi, paragrafta bulunan sorulardır.

Bununla birlikte Tarih dersi soruları, bir takım “ön–bilgiler” verilerek, akãbinde bizlerden yorum istenen sorulardır. Bu sorularda; paragrafla, ön bilgiyle veyâ soruca verilen şablonik çerçeve ile birlikte seçenekler arasında bağlantı kurulması beklenir. Bu anlamda, bu sorularla yorum gücümüzün test edilmesi amaçlanarak, her zaman için sorular belirgin bir kavramsal zemin üzerine binâ edilerek yapılandırılır.

Sorular içerisinde bazı kavramlar oldukça önemlidir ve bu kavramlar, sorunun püf noktası da olabilir. Örneğin, “Kaptülasyon”, “Meşrutiyet”, “Kavimler Göçü” vb., kavramlar bilinmeden soruları tam anlamıyla anlamak çok mümkün görünmemektedir. Bu nedenle Tarih dersinin özgün kavramlarını çok iyi bilmek gerekmektedir. Çünkü sorular salt olarak sadece herhangi bir kavramla ilgili olan sorular da olabilir.

Aynı şekilde bu sorular, öncül bilgiler içeren ve birbirine çok yakın olan çeldirici seçeneklerin yer aldığı sorulardır. Bu nedenle bu sorular, çoğukez kavramların ve verilen öncül bilgilerin çok iyi anlaşılabilmesine bağlıdır. Bu nedenle bu tip sorular, öğrencinin özellikle bilgiyi analiz etme gücünü, akıl yürütmesini, yorumlayabilme kãbiliyetini ve dikkatli okuyarak sorunun kökündeki istenilen bilgiye varabilme ya da çıkarım yapabilme gücünü ölçen sorulardır.

Diğer taraftan son yapılan ÖSYS değişiklikleri dikkat alındığında, özellikle YGS’de daha çok yorum sorularının ağırlıkta olduğu dikkatleri çekmekte, LYS sınavlarındaki Tarih testinde ise daha çok bilgiye dayalı sorular beklenmektedir.

Bu bakımından denilebilir ki, bilgi soruları, öğrencinin sahip olması gereken bilgilerin hazır oluşluğunu ölçmeyi amaçlayan sorulardır. Ancak bu soruları sadece —salt olarak— bilgiyi test eden sorular olarak görmemeli, aynı zamanda dikkati ölçen sorular olarak da kabul etmek gerekmektedir.

Öğrenciler, bilgi ağırlıklı bu sorularda; sorunun, konuyu ele alışı bakımından dikkatlerini zinde tutarak doğru cevabını bulmaya yönelmelidirler. Bu konuda en büyük handikap öğrencinin kendi bilgi ve dağarına göre cevap verme alışkanlığıdır. Özellikle bu konuya çok dikkat edilmelidir. Tarih soruları, genel kural olarak kafamıza, birikimimize ve dağarımıza göre cevaplayacağımız sorular değillerdir.

Kuralımız bu anlamda basittir: Tarih soruları, soruda verilen bilgilere, öncüllere ve çerçeveye göre cevap verilmesi gereken sorulardır. Eğer soruda veyâ soru kökünde bilgi, öncül veyâ bir çerçeve verilmemişse o zaman kendi birikiminize ve dağarınıza göre soruyu cevaplandırabilirsiniz. Ancak bu konuda da sizi bağlayan sınırlılıklar mevcuttur. Bilgi ve birikiminizin cevabı çoğu zaman şıklar arasında bulamayabilirsiniz. Bu noktada da bilgi ve birikiminize göre şıklar arasından soruya cevap olabilecek en yakın ve uygun seçeneği seçerek doğru cevabı bulmanız gerekmektedir.

Size garip gelebilir ama, gerçek şu ki Tarih dersi sorularını çözmek bulmaca çözmek gibi riskli ve heyecanlıdır. Ne kadar soru çözerseniz, bu bulmacanın veyâ yanıltmacanın mantığını çok daha nitelikli bir şekilde kavrar ve bu konuda giderek daha da ustalaşabilirsiniz.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken başka bir husûs daha vardır: ‘O da soruyu yazan metin yazarı veyâ bilim uzmanı ile empati kurabilmektir.’ Tarih sorusu yazanların, soruyu yazmadan veyâ yazarken somut bir amaçları vardır. Örneğin sayısal derslerde öylesine rakamları kullanarak işlem mantığını ihlal etmeden soru yazmak mümkünken, Tarih sorularında ise durum çok farklıdır. Cevap, soru yazılmaya başlamadan bellidir ve yazarın aklındadır. Soru yazarı, o cevaba karşılık gelebilecek olan bir soru hazırlamaya çalışır. Bu nedenle metin/soru yazarı, o cevaba teğet geçen kavramlar kullanır. Aklındaki o cevabı mutlâka şıklarda imâ eder. Amacı, o cevapla direkt ya da endirekt kavramları bir arada kullanarak öğrencinin cevaba en yakın olan şıkkı bulmasını sağlamak ya da sınamaktır.

Bu anlamda, Tarih sorularını çözerken sorunun yazarıyla empati kurarak ve adetâ zekâlarınızı yarıştırarak metin yazarının kafasındaki doğru cevabı yakalamaya çalışın. Unutmayınız ki, Tarih sorularının cevaplarını 2 şıkka indirmek bilgi ve düzenli çalışmakla kazanılacak bir kazanım iken, o iki şıktan doğrusunu bulup seçmek, ya da 2 şıkkı tek şıkka indirmek ise yukarıda ifade etmeye çalıştığım, tecrübe, empati ve strateji ile başarılabilecek bir kazanımdır / yetenektir.

Özetlemek gerekirse, Tarih sorularını çözerken uymamız gereken kurallar şunlar:

Eğer soruda bilgiler, öncüller ve argümanlar, çerçeveler verilmişse; soruyu Kafamıza ve kendi bilgi dağarımıza gore değil de, soruda verilen bilgilere parallel olarak çözmemiz gerekmektedir.

Eğer soruda bilgi, öncül, çerçeve ya da argümanlar verilmemişse; soruyu şıklarına göre çözmeli, ya da şıklardan hangisi sorunun soruluş amacına uygun veyâ yanaşık duruyorsa o şıkta karar kılmalıdır.

Sorunun şıkları ile sorunun kavram ve çağrışım uzayını ve birbirine yakın duran kavramlarını dikkatlice etüt etmeli, şıklar arasından hangisinin soruyla benzer bir kavram ve çağrışım uzayına sâhip olduğunu tespit ederek karar verme yoluna gitmelidir.

Bu anlamda, metin yazarı ile zekâlarınızı yarıştırıyormuşçasına, sorunun kavramsal uzayıyla empati kurmak veyâ soru yazarının örtülü amacını hissetmeye çalışmak ve böylece de sorunun/yazarın nasıl tuzaklamalar yapabileceğini önceden kestirmeye çalışmak gerekmektedir.

Pekâlâ, Târih Dersine Nasıl Çalışmalıyız?

Öncelikle öğrenciler, bütün sözel derslerde olduğu gibi Tarih dersine de, derste işlenecek konuları dersten önce okuyup, bir ön–hazırlık yaparak gelmelidirler.

Ders esnâsında öğrenci öğretmeniyle göz temasını kaçırmadan, öğretmenin ses ve mimikleriyle kulak ve beyin koordinasyonunu sağlayarak aktif bir şekilde öğretmenini dinlemeli ve yer yer derse katılmalıdır.

Öğretmenin dersi işlemesi esnâsında kullanmış olduğu konunun kavramları ve terimleri, öğretmenin vurgusu dikkate alınarak dikkatle not edilmeli, sebeb ve sonuç ilişkileri mantıksal ve entelektüel bir temele oturtulmalı ve en önemlisi de bütün bu birbirine yakın ve örtüşük olan pratik bilgiler; özetleyici notlar ya da önemli ip uçları olarak dikkatlice not edilerek özümsenmelidir.

Konu akışları devam ediyorken, tüm gelişimsel ve pedagojik aşamalar, ileride genel tekrarlar yapılabilecek şekilde mutlâkã özetlenmelidir.

Özellikle konular, “Konu Anlatımlı Kitap” üzerinden yüksek sesle veyâ tınılı kısık bir sesle tekrar edilmeli veya en azından düzenli olarak okunmalıdır.

Bireysel çalışmalarda ise, ders bittikten sonra işlenmiş konulara yönelik genel tekrarlar yapılmalı ve ilgili konu testleri de konu biter bitmez, yani bilgiler taze iken çözülmelidir.

Çözülemeyen sorular, mutlãkã Etüt Öğretmeni’ne veyâ Ders Öğretmeni’ne çözdürülmeli; en azından arkadaş çalışma gruplarında tartışılmalı ve böylece farklı bakış açıları yakalanmaya çalışılmalıdır.

İşte bu aşamadan sonra “Konu-Yaprak Testleri”ne geçilebilir. (Not: Çözülemeyen sorular, mutlâkã Etüt Öğretmeni’ne veyâ Ders Öğretmeni’ne çözdürülmeli; en azından arkadaş çalışma gruplarında tartışılmalı ve farklı bakış açıları yakalanmaya çalışılmalıdır.)

Konularla ilgili pekiştirici örnek sorular ise, genellikle Soru Bankası’ndaki sorulardır. Soru bankalarındaki sorular, konu ile ilgili kırılganlıkları toparlayacak olan ve biraz daha zor kabul edilebilecek olan testler olduğu için, bu testler de mutlâkã çözülmelidir. Böylece bu konuda yetkin bir bağışıklık ve yeterlilik kazanılmalı; en önemlisi de zor soru kalıplarıyla “Başa Çıkma Stratejileri” daha da zenginleştirilmelidir.

Demek ki; “Ders sırasında alınan notlar” + “Ders sırasında çözülen Konu Testleri” + Konu Anlatımlı Kitap ve kitaptaki Konu Testleri” +  İşlenen konu ile paralel geçmiş yıllarda çıkmış olan “ÖSS-ÖYS / OKS-SBS Soruları” + “Soru Bankası ve kitaptaki tüm testler” + “Eş zamanlı takip edilen bir Konu Anlatımlı Dergi” gibi kaynaklar, her konu için adım adım takip edildiğinde; Tarih dersi kesinlikle korkulu bir ders olmaktan çıkacaktır. Özetle, Tarih dersi çalışılıyorken tek bir kaynağa bağlı kalmadan, geniş bir kaynak yelpazesinden faydalanılmalıdır.

Ayrıca bütün bu çalışmalar boyunca, yukarıda maddeler hâlinde ifâde ettiğimiz gibi tüm sorular tahlîl edilerek etüt edilmelidir. Meselâ “Kongreler” konusuna âit konuları inceliyorsanız; hangi kongreden daha fazla soru geldiğine değil de, hangi mantıkla soru sorulduğuna dikkat etmeniz gerekmektedir. Bu anlamda önceki yıllarda çıkan sorular arasında ilişki kurarak; soruların, tipolojik, şematik ve temâtik olarak kavramsal uzayını yakalamaya çalışmak ve böylece de bu kazanımları kişisel tecrübe havuzunda biriktirmeniz gerekmektedir.

Dahası, sorularda değişiklik yaparak yeni sorular üretmeye çalışırsanız, ezbercilikten kaçınabilir ve bu işte ne kadar ustalaştığınızı siz de görebilirsiniz! Demek ki, öğretmenin yaptığı yorumların üzerine yeni yorumlar eklenmeye çalışılmalıdır ve YGS-LYS ve SBSsorularından yeni sorular üreterek zihninizdeki soru galerisini zenginleştirmelisiniz.

Bu konuda son olarak kişisel tecrübelerime dayanak şunu da belirtmek istiyorum: Çözmüş olduğunuz sorularda sadece–ve–sadece doğrulara odaklanmayın. Yanlışlara veyâ yanlışlarınıza da odaklanın. Neden yanlış yaptığınızı, sizi yanlış düşünmeye veyâ yanlış bir algı ve kavrama düzeyinde soruyu yanlış cevaplandırmaya iten bilgi ve deneyimlerinizi tespit edin. Her yanlışınızın hafızânızdaki kavramsal arşivine ulaşıp, belleğinizdeki o bilgiye dair gerekli güncellemeleri, revizyonu, restorasyonu, rehabilitasyonu ve de tamirâtı yaparak, o yanlışınızı böylece çok önemli bir kâra dönüştürün.

Unutmayın! Tarih dersinin her bir sorusunda, ya dört yanlışı ve bir doğruyu bulmanız; veyâhut ta tam tersi, dört doğruyu ve bir yanlışı bulmanız istenmektedir. Bu nedenle sadece “Doğru Bilgi Odaklı”  değil, “Yanlış Bilgi Odaklı” çalışmayı da bir beceri hâline getirmelisiniz. Unutmayın!. Yanlışlarınızı ve sizi yanlışa götüren dağarınızı fark ettiğiniz oranda, doğrularınızı da fark ederek ve de kendinizden emin olarak seçebilirsiniz.

Demek ki; Tarih dersine mutlâkã hazırlıklı gelinmeli; mümkünse evdeyken dersle ilgi ön–okumalar yapılmalı ve ders çok–ama–çok iyi ve zinde bir şekilde dinlenmelidir. Konularla ilgili diğer popüler, özgün çalışmalar veyâ başka kitaplar da okunmalıdır. Bu okuma etkinlikleri aslâ bir angarya veyâ zaman kaybı olarak görülmemelidir. Unutmayınız ki bu tür okumalar, hem Türkçe dersinize, hem okuma hızınıza ve kavrama tekniğinize, hem de entelektüel beceri ve kimliğinize çok ciddî katkılar sağlayacaktır.

1.138 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN